Cumartesi sabahı heyecanla uyandım.Çünkü bugün bir önceki yazımda anlattığım, yardım bağış kutumuzda 4 günde topladığımız 715-TL ile alışveriş yapıp sahiplerine ulaştıracaktım.
İlk sırada ; Bursa Hacivat mahallesinde oturan, yardıma muhtaç , 80 yaşındaki bir dede ve ninemize götüreceklerimiz vardı.
Önce markete gidip kuru bakliyattan yağına,peynirinden şekerine hatta helvasına kadar güzel bir alış veriş yaptım.Kendi aileme ne yediriyorsam aynı markadanda onlara aldım.Amaaan canım ne olacak ben mi yiyeceğim sanki en ucuzunu en uyduruğunu alıp götüreyim işte düşüncesinde olmadım.Her ne kadar daha tanışmamış olsak ta
o dedemizin ve ninemizin kendi ailemden bir farkı yoktu benim için.
Market alışverişi bitince doğruca bu gün bana yardım edecek olan Yaşar kardeşim ile buluşup,dedemiz ve ninemizin bu soğuk Bursa kışını sıcacık geçirmeleri için onlara yakacak almak üzere oduncuya gittik.
Oduncu ağabey açık bir alana gürül gürül yanan bir soba koymuştu.Soğuk bir Bursa gününde , o sobanın yanında oturupta çayımı yudumlarken ,çocukluğum ve Çorum'daki sobalı evimiz aklıma geldi.Ne çok hoşuma giderdi,gürül gürül yanan sobanın yanında kıvrılıp yatmak.Tabi Zarifin oğlu hep sıcak eve kalktığından , sobanın asıl zorluğunu annesi ve rahmetli babası çektiğinden yani akşamdan sobanın temizlenmesi,ertesi sabah için hazırlanması ve sabahleyinde herkesten önce uyanıp,buz gibi evin içinde sobanın yakılması işi ile hiç uğraştırılmadığından ona güzel gelirdi tabiki.
Bir anlık bu eski günleri hatırlayıştan sonra,çayımızı bitirip , 600 kg odunu da alıp , dedemizin ve ninemizin evine doğru yola çıktık.
Eve geldiğimizde karşımıza kapısını bile zor bulduğumuz baraka gibi bir yer çıktı.Kapıyı çaldığımızda karşımıza tatlı sevimli bir dede çıktı.Tanıştık elini öptük ve durumu anlatmaya başladım.
İşyerimizdeki 30 küsür arkadaşımızın katılımı ile topladığımız paradan aldığımız yardımdan bahsettim.
Nur yüzlü dedem önce ne diyeceğini bilemedi.Laflar boğazına düğümlenmişti sanki.Kolaymı,kendi bir tanecik kızı bile onlara ulaşmazken , biz 30 yürek onlara ulaşmıştık.
Yüce Yaratıcı bir vesile ile bizlerin onlara ulaşmasını sağlamıştı.
Bu tanışmada onların adlarını bile sormak aklıma gelmedi.Çünkü henüz 5 dakika önce tanışmış olsak bile bana yabancı değilde,sanki gerçek dedem ve ninem gibiydiler.
Odunları indirdik,marketten yaptığım içi bir sürü erzak dolu alış veriş torbalarını da eve soktuk.
O sırada ninemiz de çıktı kapıya.Onunda elini öptük.Bir ara dedemiz kısa bir süre önce belinden geçirdiği ameliyattan bahsetti.Hatta bana hastahanenin verdiği raporları da getirip okutturacaktıki ninem o tatlı sesi ile engel oldu.Çocuk senin raporunu ne yapacak diye!!!.(eeee doğru söze ne denir).
Yardım bağış kutumuza para atarak bu yardıma ortak olanlar adına aldığım bir sürü hayır duası ile ordan ayrıldık.
Yardımın ilk bölümünü bitirdikten sonra,şimdide işyerimizin temizliğini yapan firmada asgari ücretle çalışan ve bazen tuvaletler bazende başka bir yerin temizliğine koşturan bir kardeş için kışlık kaban aldım.
Yardım bağış kutusunda topladığımız paradan elimde bir çeyrek altınlık para kalmıştı.O para ile de kısa süre önce babasını kaybeden, üstelik birde çalıştığı marketteki işinden, hemde alacağının, hakkının bir bölümünü de alamadan çıkartılan bir kız kardeşimize verilmek üzere çeyrek altın aldım.
Sonuçta cumartesi günümün çoğu bu koşturmaca içinde geçti ama benim için çok güzel huzur bulduğum bir koşturmaca idi.
Şimdi sıra diğer yardımlarda.
Bu arada benim fıstıkcım küçük kızım yanıma geldi.
E benimde tabiki yazıyı sonlandırmam gerekiyor yoksa yazının başına bir şeyler gelecek hadi şimdilik hoşçakalın.


ERKOÇ
merhaba
YanıtlaSilne güzel şeyler yapıyorsunuz.
yazınızı ıkuyunca bende o gün sizin ile olasım geldi.o tatlı dedenin yanaklarındada öpesim geldi.
selam ile